Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım. Mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.Oğuz Atay - Tutunamayanlar
(Kaynak: yoncagrr, kedidirokedi gönderdi)
Sesinde ne var biliyor musun?
Bir bahçenin ortası var.
Mavi ipek kış çiçeği.
Sigara içmek için,
Üst kata çıkıyorsun
Sesinde ne var biliyor musun?
Uykusuz Türkçe var.
İşinden memnun değilsin.
Bu kenti sevmiyorsun.
Bir adam gazetesini katlar.
Sesinde ne var biliyor musun?
Eski öpüşler var.
Banyonun buzlu camı.
Birkaç gün görünmedin,
Okul şarkıları var
Sesinde ne var biliyor musun?
Ev dağınıklığı var.
İkide bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun.
Sesinde ne var biliyor musun?
Söyleyemediğin sözcükler var.
Küçücük şeyler belki,
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar.
Sesinde ne var biliyor musun?
Söylenmemiş sözcükler var.
Cemal SÜREYA
(amatorbrutus gönderdi)
“ya bu dünyaysa aslında bir gün düşeceğimiz o meşhur ıssız ada? “
(Kaynak: matmazelinmelodisi, amatorbrutus gönderdi)
Sevmenin mevsimi geldi sevgilim. Papatya kokulu sevdaların baharı geldi. Birlikte beklenilen köşe başlarından ayrılamamanın zamanı geldi.
Bir de böyle bir şarkı var ki, hüzünlendiriyor insanı.
Aramızdaki adımları çarpıyor yüzüme.
Baharlarımı çalıyor.
Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım. Mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.Oğuz Atay - Tutunamayanlar
(birtekseneksiksin gönderdi)